Peygamber Efendimizden ﷺ günümüze kadar bütün Müslümanlar, Mehdî’nin âhir zamanda zuhur edeceğine dair ittifak etmiştir. Ancak günümüzde bazı kesimler, Mehdî’nin zuhurunun hurafe olduğunu iddia etmekteler. Bu kişiler Kur’ân-ı Kerîm’de Mehdî’nin gelişi ile alâkalı Âyet olmadığını, dolayısıyla Mehdî inancının doğru olmadığını savunmaktadır. Tabi ki biz Müslümanların kaynakları Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte Peygamber Efendimizin ﷺ Hadîsleri ve muteber âlimlerimizin ittifak ettikleri konulardır. Keza namaz kılmayı Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de emretti. Ancak namazların hangi vakitte kaç rekât olduğunu bildirmedi. Sabah namazının farzının 2 rekât olduğu Âyetlerde geçmemektedir. Bu bilgiler Peygamber Efendimiz’in  ﷺ Hadîslerinden öğrenildi. Bizler Hadîslere de îmân ettik. Otuz üç sahâbi ve beş tâbiî, Mehdî’nin Kıyâmet’e yakın bir zamanda zuhur edeceğini beyan etmiş. Kıyâmetin küçük alâmetlerinden olan Mehdî’nin çıkması sahîh Hadîslerle sabittir. İmâm Ebû Davud, İmâm Tirmizî, İmâm Hâkim ve İmâm İbn-u Hibbân şu Hadîs’i rivâyet etmişlerdir:

لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَملِكَ النَّاسَ رَجُلٌ مِنْ أَهلِ بَيْتِي يُوَاطِئُ اسْمُهُ اسْمِي وَاسْمُ أَبِيهِ اسْمَ أَبِي يَمْلَؤُهَا قِسْطًا وَعَدْلًا

Anlamı: “Ehli Beyt’imden adı benim adım gibi olan ve babasının adı benim babamın adı gibi olan insanlara hükmedecek ve yeryüzünü adâletle donatacak olan adam gelmedikçe Kıyâmet kopmayacaktır.”

Âlimler İmâm Mehdî hakkında vârid olan Hadîslerin sahîh olduğunu belirtmişlerdir. Hatta İmâm Suyûtî bu Hadîsin manevi tevatüre sahip olduğunu belirtmiştir. Hadîs ilminde kitap yazan âlimlerin çoğu Mehdî’nin çıkması hakkında ayrı bir bölüm yazmışlardır. İmâm Nuaym bin Hammâd’ın “El-Fiten” kitabının 205. Sayfasında, Şemsuddîn El-Kurtubî’nin “Et-Tezkire fî Ahvâli’l Mevtâ ve Umuru’l Âhirah“ adlı eserin 691. sayfasında, Yûsuf bin Yahyâ Es-Sulemî “Akdu’d Durar fî Ahbâri’l Muntazar” kitabında, İmâm Suyûtî “El-Urfu’l Verdî fî Ahbâri’l Mehdî” adlı kitabında, Muhammed bin Cafer El-Kettânî “Nazmu’l Mutenâsir Mine’l Hadîsi’l Mutevâtir” kitabının 227. Sayfasında kitaplarında Mehdî’nin zuhuruyla ilgi ayrı bir bölüm yazmışlardır.

Daha başka âlimler de Mehdî’nin zuhuruyla ilgili kitaplarında ayrı bölümler yazmışlardır. Muhaddis olmayan kişilerin Mehdî’nin gelmeyeceğine dair sözlerine itibar edilmez. Muhammed El-Berzencî “El-İşâ’eh Li Eşrâti’s Sâ’eh” kitabının 184. Sayfada buyuruyor ki: “Hadîslerden anladım ki, âhir zamanda Mehdî’nin var olacağı ve zuhur edeceği, Peygamber Efendimizin soyundan ve Fatma’nın torunlarından olduğu, mânevî tevatür derecesine erişmiştir. Bunları inkâr etmenin bir mânâsı yoktur. Velhasıl, Mehdî’nin gelmesi ile ilgili olan Hadîsler mutevâtirdir. Aynı şekilde Deccal’in çıkması ve Meryem oğlu Îsâ Peygamberin nüzulü de aynı şekildedir.”

Molla Ali El-Kârî “El-Mirkâh“ adlı kitabının 9.cilt 364. Sayfasında şöyle buyurmaktadır: “ ‘Meryem’in oğlu Îsâ’dan başka Mehdî yoktur’ Hadîsinin muhaddislerin ittifakıyla zayıf olduğu bildirilmiştir. Hatta bazı âlimler mevzu Hadîs olduğunu söylediler.”

Mehdî hakkında rivayet edilen Hadîs-i Şerîfler’den bazıları şunlardır:

İmâm Muslim’in Cerîrî’den, Cerîrî’nin Ebu Nadrah’tan rivâyet ettiği Hadîs-i Şerif şöyledir: “Câbir bin Abdullâh’ın yanındaydık. Câbir Bin Abdullâh dedi ki: Rasulullâh şöyle buyurdu: “Ümmetimin sonunda bir halîfe olacak, o malı saymadan serpercesine dağıtacaktır.”

Ebû Said El-Hudrî ve Câbir bin Abdullâh dediler ki: Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurdu: “Âhir zamanda sizin bir halîfeniz olacak ki, o malı saymadan dağıtacaktır.” (İmâm Muslim, “Sahîh”, El-Fiten ve Eşrâtu’s Sâ’eh)

Câbir bin Abdullâh dedi ki: “Allâh Rasûlü’nün ﷺ şöyle buyurduğunu duydum: “Kıyâmet’e kadar ümmetimden bir taife hak üzere olup savaşacak ve muzaffer olacaktır.” Sonra buyurdu ki: “Meryem oğlu Îsâ gökten nâzil olacak ve onların âmiri ona: ‘Gel bize namaz kıldır’ diyecek. Îsâ cevaben: ‘Hayır, sizin bazılarınız, diğer bazılarınıza amirlerdir; Bu Allâh’ın bu ümmete verdiği bir üstünlüktür’ diyecektir.” (İmâm Muslim, “Sahih-i Muslim” , Îmân Kitabı, “Meryem’in oğlu İsa’nın Muhammed’in şeriatiyle hükümdar olarak inmesi bâbı)

Ebû Hureyre dedi ki: Resûlullâh ﷺ buyurdu ki: “İmamınız kendinizden olduğu hâlde Meryem oğlu Îsâ yanınıza indiğinde bakalım nasıl olacaksınız?” (İmâm Buhârî, “Sahîh“, Peygamberler hakkındaki Hadîsler Kitabı)

İbn-u Mâce Sünen’inde, Ebû Umâme Et-Tavîl’den, Deccal hakkındaki Hadîs’i şöyle rivâyet etmektedir: Ümmü Şureyk bint-u Ebi’l Aker Efendimize : “Yâ Resûlullâh! O gün Araplar nerede olacak?” diye sordu. Resûlullâh şöyle buyurdu: “Araplar o gün az olur ve büyük çoğunluğu Beytu’l Makdis’te (Kudüs) bulunacaklar. İmâmları da sâlih bir insan (Mehdî) olacaktır. Sonra imâmları öne geçip kendilerine sabah namazını kıldıracağı sırada Meryem oğlu Îsâ sabah vaktinde inecektir. Bunun üzerine Îsâ’nın öne geçip cemaate namaz kıldırması için imâm (Mehdî) geri geri yürümeye başlayacak. Fakat Îsâ elini onun omuzlarına koyacak ve ona: ‘Geç öne namazı kıldır. Zira kamet senin için getirildi.’ diyecektir. Bunun üzerine imâmları (Mehdî) onlara namazı kıldıracaktır.”

Ebû Nu’aym ve El-Hâris Bin Ebi Usâme rivâyet ettiler ki: “Câbir Bin Abdullâh dedi ki: Resûlullâh buyurdu ki: “Îsâ bin Meryem gökten nâzil olacak ve onların âmiri Mehdî ona: ‘Gel bize namaz kıldır’ diyecek. Îsâ cevaben: ‘Hayır, sizin bazılarınız, bazılarınızın âmiridir; Allâh’ın bu ümmete verdiği bir üstünlüktür bu’ diyecektir.” Aynı şekilde bu Hadîsi İmâm Es-Suyûtî, “El-Urfu’l Verdî“ kitabının, Mehdî ile ilgili haberler kısmında, Ebû Nuaym’den rivâyet etmiştir.

Hâfız Ebu’l Hasan Muhammed Bin Huseyn Bin İbrâhîm Bin Âsim El-Âburrî Es-Sicistânî, Menâkıbu’l İmâm Eş-Şâfiî kitabında buyurdu ki: “Mehdî’nin bu ümmetten olduğu ve Îsâ’nın onun arkasında namaz kılacağı ile ilgili haberler bize tevâtür yoluyla ulaşmıştır.”

Aynı şekilde bu sözü İmâm Kurtubî, Et-Tezkirah kitabının 701. ve 702. sayfalarında, Hâfız İbn-u Hacer Fethu’l Bâri kitabının 6. Cüzünün 493-494. sayfalarında, Hâfız Es-Sehâvî El-Fethu’l Muğîs kitabının 4. cüzünün 21. sayfasında, Hâfız Es-Suyûtî El-‘Urfu’l Verdi kitabının 1. Cüzünün 165-166. sayfalarında ve daha başka âlimler de bunu kitaplarında nakletmiş ve tasdik etmişlerdir.

Ebû Saîd El-Hudrî dedi ki: Resûlullâh ﷺ buyurdu ki: “Mehdî bendendir; açık alınlı ve doğan burunludur; yeryüzünü, zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, adâlet ve eşitlikle dolduracaktır.” (Ebû Dâvûd, “Sünen“, Mehdî kitabının başı, 1. Bâb)

İmâm Ahmed’in Ebû Saîd El-Hudrî’den rivâyet ettiği Hadis-i Şerif’te Peygamber Efendimiz ﷺ buyurdu ki: “Ümmetimden Mehdî çıkacaktır. Ömrü uzun da olsa kısa da olsa (aranızda) yedi, sekiz veya dokuz yıl yaşayacak ve yeryüzünü adâlet ve eşitlikle dolduracaktır. Yer, nebatını çıkaracak ve gök, yağmurunu indirecektir.” (İmâm Ahmed, Sünen, c:3, s: 26-27)

İmâm Ahmed’in Ebû Saîd El-Hudrî’den rivâyet ettiği Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz ﷺ buyurdu ki: “Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğunda, ümmetinden bir adam gelecek ve yeryüzünü adâlet ve eşitlikle dolduracak.” (İmâm Ahmed, “Sünen“, c:3, s: 28)

İmâm Ahmed’in Ebû Saîd El-Hudrî’den rivâyet ettiği Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz ﷺ buyurdu ki: “Kıyâmet, yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolmadıkça kopmayacaktır. [Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan] Sonra benim soyumdan veya Ehl-i Beyt’imden olan bir adam çıkacak, yeryüzünün zulüm ve düşmanlıkla dolduğu gibi onu adâlet ve eşitlikle dolduracaktır.” (İmâm Ahmed, “Sünen“, c:3, s:36)

Ebû Saîd El-Hudrî dedi ki: Rasûlullâh ﷺ buyurdu ki: “Zelzelelerin ve insanlar arasında ihtilafın olduğu bir zamanda, ümmetimden Mehdî’nin çıkmasıyla müjdeliyorum sizi. O, yeryüzünü haksızlık ve zulüm ile dolduğu gibi adâlet ve eşitlikle dolduracak. Yer ve gök ehli ondan razı olacak. O, malı ‘sihâhâ’ olarak dağıtacak.” Bir adam Rasûlullâh’a ‘sihâhâ’ nedir? Diye sordu. Rasûlullâh dedi ki: “İnsanlar arasında eşit şekilde paylaştırmasıdır.”

Ebû Saîd El-Hudrî dedi ki: Peygamberimizden sonra bir hâdisenin baş göstermesinden korktuk ve Resûlullâh’a ﷺ sorduk. Resûlullâh ﷺ buyurdu ki: “Ümmetimde Mehdî vardır; çıkacak ve beş, yedi veya dokuz yaşayacaktır.” Ebû Saîd El-Hudrî diyor ki: “Bu müddet nedir?” diye sorduk ve Resûlullâh “Senedir” diye buyurdu ve şöyle devam etti: “İnsan ona gelecek ve “Ey Mehdî! Bana da ver, bana da ver!” diyecek; Mehdî de onun giysisini taşıyabildiği kadar dolduracaktır.” (Tirmizî , “Sünen“,  Fiten Kitabı, 53. Bâb)

Abdullâh dedi ki: Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurdu: “Ehl-i Beyt’imden ismi ismime mutabık olan bir kişi Araplara hükmedinceye kadar dünya sona ermeyecektir.” (Tirmizî, “Sünen”, El-Fiten Kitabı, Mehdî Hakkındaki Hadîsler Bâbı)

Abdullâh dedi ki: Rasûlullâh ﷺ buyurdu ki: “Ehl-i Beyt’imden ismi ismime mutabık olan bir kişi başa geçecektir.” (Tirmizî, “Sünen”, El-Fiten Kitabı, Mehdî hakkındaki Hadîsler Bâbı)

Ebû Saîd El-Hudrî bildirdi ki: Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin içinde El-Mehdî olacaktır. (Aranızda kalacağı süre) kısa tutulursa yedi yıldır, uzun tutulursa dokuz yıldır. Benim ümmetim o devirde öyle bir nimetlendirilecek ki o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer, yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacaktır. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp: Ya Mehdî! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdî de: Al, diyecektir.” (İbn Mâceh, “Sünen“ El-Fiten Kitabı, Mehdî Hakkındaki Haberler Bâbı)

Ebû Saîd El-Hudrî dedi ki: Rasûlullâh dedi ki: “Yeryüzü zulüm, haksızlık ve düşmanlıkla dolmadıkça Kıyâmet kopmayacaktır. Sonra Ehl-i Beyt’imden bir adam çıkacak, zulüm ve düşmanlıkla dolduğu gibi, onu adâlet ve eşitlikle dolduracak.” (İmâm El-Hâkim, El-Mustedrak, c.4/ s.557) İmâm El-Hâkim, Hadîsin sahîh olduğunu ve İmâm Buhârî ve İmâm Muslim’in şartlarına uyduğunu bildirmiştir.

Abdullâh dedi ki; Rasûlullâh ﷺ dedi ki: “İnsanlara hükümdarlık yapacak, Ehl-i Beyt’imden olan, ismi ismimle, babasının ismi babamın ismiyle aynı olan bir adam gelmedikçe Kıyâmet kopmayacaktır. O (Mehdî) yeryüzünü eşitlik ve adâletle dolduracaktır.” (İbn-u Hibbân, Sahîh)

Ummu Seleme dedi ki: Rasûlullâh’ın ﷺ şöyle dediğini duydum: “Mehdî bendendir, Fâtıma’nın çocuklarındandır.” (Ebû Dâvûd, Sünen, Mehdî Kitabı 1.Bâb)

Değerli Müslümanlar!

Konuyla ilgili, yukarda zikredilen Hadîslerden başka daha birçok Hadîs ve âlim sözü bulunmaktadır. Hadîslerden de anlaşıldığı üzere, Mehdî (aleyhisselâm) âhir zamanda mutlaka zuhur edecektir. O, Peygamber Efendimizin ﷺ soyundan olup, Fâtıma’nın zürriyetinden yani onun çocuklarından Hasan veya Hüseyin’in soyundan gelmektedir. Müslümanların halifesi olacak ve yeryüzünün zulüm ve haksızlıkla dolduğu bir zamanda çıkıp yeryüzünü eşitlik ve adâletle dolduracaktır…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir