Değerli Müslümanlar!

قُلْ يَا اَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ 

Manası: “De ki: Ey Kitap Ehli! Hakkın dışına çıkarak dîninizde aşırıya gitmeyin.” (El-Mâide / 77) 

Bil ki ey kardeşim! Dinde aşırılığa gidip Allâh’ın helal kıldığını haram; haram kıldığını da helal kılmak caiz değildir. İmam En-Nesâî’nin rivayet ettiği Hadîs-i Şerîf’te Efendimiz ﷺ Müzdelife’de İbn-i Abbâs’a buyurdu ki (mealen): “Bana bunun gibi küçük taşlar toplayınız. Sakın hakkın dışına çıkıp aşırılığa gitmeyiniz. Sizden öncekilerin bazıları aşırılığa kaçtıkları için helâk oldular.” Bayan ve erkeklerin bulundukları ortamlarda ayrı ayrı oturmaları elbette ki daha uygundur. Ancak bazı insanlar bunun dinde caiz olmasına rağmen, haksız olarak aşırılığa gidip, namahrem olan erkek ve bayanların, sayıları çok olsa dahi aynı ortamda bulunmalarının haram olduğunu söylüyorlar. Onlar Allâh’ın haram kılmadığını haram kılıyorlar. Erkek ve kadınların örtünmesi farz olan yerlerinin görünmemesine, aralarında halvet ve temas olmamasına rağmen bir arada olmaları haramdır diyorlar. Dînî bir delilleri olmamasına rağmen kendi hevâlarına tâbi oluyorlar. 

Âlimler buyurdular ki: Namahrem kadınların ve erkeklerin bir arada bulunmalarının hükmü iki kısımdır: 1. Vücutları birbirine temas etmeden bir arada bulunmaları haram değildir. 2. Birbirlerine temas ederek oturmaları haramdır. İbn-i Hacer’in “El-Fetâvâ’l Kubrâ” da beyan ettiği hüküm budur. Ayrıca Şeyh Ahmed bin Yahyâ da Mağrip âlimlerinin ve fakihlerinin fetvalarını topladığı “El Mi’yâr” adlı eserinde bunu zikretmiştir. Bu âlim hicretin 924. yılında vefât etmiştir. 

İmam Buhârî, Müslim, Tirmizî ve En-Nesâi’nin Ebû Hureyre’den rivayet ettiklerine göre: Bir kişi Peygamber Efendimiz’e  ﷺ misafir olarak geldi. Peygamber Efendimiz ﷺ de hanımlarına haber göndererek yanında misafir olduğunu ve evde yiyecek bir şeylerin olup olmadığını sordu. Peygamber Efendimizin hanımları buyurdular ki: “Bizde yiyecek hiçbir şey yok, sadece suyumuz var.“ Bunun üzerine Peygamber Efendimiz ﷺ sahâbîlerine: “Benim misafirimi kim misafir edebilir?“ diye buyurdu. Ensar’dan biri dedi ki: “Ben misafir ederim, ey Allâh’ın Rasûlü.“ O sahâbi misafiri alıp evine gitti. Eve vardığında hanımına: “Efendimizin misafirine ikrâm ediniz!“ dedi. Hanımı dedi ki: “Elimizde bulunan yemek ancak çocuklarımıza yeter başka hiç yemeğimiz yok.“ Kocası da ona: “Yemeği hazırla ve çocukları uyut! Sonra sanki yağ lambasını düzeltiyor gibi yapıp lambayı söndürürsün.“ dedi ve misafirle birlikte oturup sanki yemek yiyorlarmış gibi yaptılar. Peygamber Efendimizin ﷺ misafirini doyurmak için hiçbir şey yemeden sofradan kalktılar ve çocuklarıyla beraber aç bir şekilde uyudular. Sabah olunca sahâbi misafir ile beraber Peygamber Efendimizin yanına geldiğinde Peygamber Efendimiz ﷺ sahabiye dedi ki: “Allâh dün akşam yaptığınız misafirperverlikten dolayı sizden razı oldu. Bunu Cebrâil vahiyle bildirdi.“ Allâh-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَالَّذِينَ تَبَوَّؤُوا الدَّارَ وَالْإِيمَانَ مِن قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِّمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Manası: “Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile başkalarının kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.“ (El-Haşr Sûresi / 9) 

Âyet-i Kerîme’de mübârek sahâbîler yapmış oldukları bu hayırlı amelden dolayı müjdelendiler. Peki, bu sahâbîler bir sofra etrafında oturmadılar mı? Bir evin içinde beraber bulunmadılar mı? Haram bir şey yapmış olsalardı Allâh-u Teâlâ onlardan razı olur muydu? Onları Âyet-i Kerîme ile müjdeler miydi?

Ayrıca hac ve umre ibadetini yaparken kadınlar ayrı erkeler ayrı bir şekilde mi ibadetlerini yapıyorlar? Camide teravih namazı ve diğer namazları beraber kılmıyor muyuz? Allâh rızâsı için tefekkür edelim. Allâh’ın ve Peygamber Efendimizin haram kılmadığı bir şeyi haram kılmayalım. 

Yine İmam Buhârî Sahîh’inde Sehl’den rivayet etti ki: Ebû Useyd Es-Saîdî evlendiğinde Peygamberimizi ve sahâbîlerini davet etti. Bu sahabinin hanımı, yemek ve içecekleri hazırlayarak bizzat kendisi Peygamber Efendimize ﷺ ve sahâbîlere takdim etti. 

İbn Hacer “Fethu’l Bârî“de dedi ki: “Kadının, kocasına ve onun misafirlerine hizmet edebileceğine dair fetvâlar vardır.“ Eğer kadının namahrem olan bir erkeğin yanında bulunması, hizmet etmesi ve konuşması haram olsaydı, nasıl olur da sahâbîler kendi hanımlarının Peygamber Efendimizin ﷺ ve diğer sahâbîlerin bulunduğu yerlere girmelerine müsaade ederlerdi ve nasıl olur da Peygamber Efendimiz buna susardı? Müctehid İmam İbn Munzir “El-Evsat“ adlı kitabında şöyle bildirdi: “Enes buyurdu ki: Ebû Mûsâ El-Eş’arî ile birlikteyken camide ikindi namazını kıldık ve namazı kıldıktan sonra dinlendik. El-Muğira bin Şu’be imam olarak kadın ve erkeklerin önünde namaz kılıyordu. Biz de ona tabi olup namaz kıldık.“ Eğer haram olmuş olsaydı sahabiler bayanları camiye alır mıydı? Onlarla birlikte cemaat namazını birlikte kılar mıydı? 

İmam İbn-u Hibbân’ın “El- İhsân bi Tertîb Sahîh İbn Hibbân“ (c. 3., s. 317) adlı kitabında Sehl Bin Sa’d’den rivayet ettiğine göre Peygamberimiz kadınlara; sahâbîler secdeden kalkıp oturuşa geçmedikleri sürece secdeden kalkmamalarını emretmiştir. Eğer kadınlarla erkeklerin bir arada bulunması haram olsaydı Peygamber Efendimiz ﷺ kadınların erkeklerle namaz kılmasına müsaade etmezdi. İşte zikredilen bu iki Hadîs-i Şerîf’ten anlaşılıyor ki kadınların ve erkeklerin arasında herhangi bir engel veya perde olmadan namaz kılmaları ve bir arada bulunmaları caizdir. Ancak vücutları birbirine temas eder halde bir arada bulunmaları haramdır. İmam Nevevî şerhinde buyurdu ki: “Namahrem olan kadın ve erkek tek başlarına halvet içinde olmadıkları sürece bir arada bulunmaları haram değildir.“ İmam Nevevî’nin sözü, İbn-i Abbâs’ın Efendimiz’den bildirdiği Hadîs’inden alınmıştır. Hanımlar Efendimize biat ederken, Efendimiz ﷺ onlara buyurdu ki (mealen): “Sakın benim emrime karşı gelmeyiniz, bir erkekle tek başınıza halvet içerisinde bulunmayız.“ 

Şeyh Zekeriyya El-Ensârî “Er-Ravdatu’t Tâlibîn” de buyurdu ki: “İki güvenilir kadın, namahrem olan bir erkekle bir arada bulunabilir. Bu haram değildir.“ 

Mâlikî mezhebinden olan Muhammed Emir “Haşiyetu’l Emîr ale’l Mecmu’“ adlı kitabın 1. cildinin 215. sayfasında buyurdu ki: “Bir erkeğin namahrem olan iki kadın ile veya bir kadının namahrem olan iki erkek ile bir arada bulunması haram olan halvet değildir. Peygamberimiz’in haram kıldığı halvet durumu, bir kadın ile bir erkeğin görülmeyecek bir yerde yalnız kalmalarıdır.“ 

İmam Tirmizî’nin rivayet ettiği bir Hadîs-i Şerîf’te Peygamber Efendimiz buyurdu ki (mealen): “Namahrem olan kadın ve erkek halvet olduklarında (yalnız kaldıklarında) üçüncüleri şeytandır.“ Aynı şekilde İmam Muslim, İbn-i Hibbân ve İmam Ahmed’in rivayet ettikleri bir Hadîs-i Şerîf’te Efendimiz ﷺ buyurdu ki (mealen): “Kocası yanında bulunmayan bir hanımı ziyaret etmek istediğinizde tek başınıza gitmeyiniz, bir veya iki erkekle gidiniz.”

İmam Buhârî “Sahîh“inin “İki Bayram“ adlı bölümde buyurdu ki: “Peygamber Efendimiz ﷺ bayanlara bayram namazlarını kılmalarını emrediyordu. Kendisi Medîne’de bulunan ve kendi mescidine yakın olan mescitte iken kadınlar Efendimizin arkasında bayram namazını kılıyorlardı. Âdetli olan kadınlar ise mescidin dışında, orada hâsıl olan hayrı müşahede etmek için beklerlerdi. Bazı bayramlarda Peygamber Efendimiz ﷺ ve Bilâl-i Habeşî de kadınlara vaaz verirlerdi.“ 

Tabii ki kadın ve erkeklerin ayrı oturmaları daha uygundur, ama dînî kurallara uyulduğu sürece haram değildir. Biz hakkı beyan ettik. Akıllı olan kimse kendi hevâsına göre değil, Allâh’ın indirmiş olduğu hükümlere göre amel eder. Hidâyeti veren Allâh’tır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir