Peygamber Efendimiz Muhammed’in ﷺ amcası olan Ebû Leheb hakkında bazı kimseler tarafından uydurulan ve doğru olmayan bir konuda, emri bil mârûf ve nehyi ani’l münker kaidesi ışığında sizleri uyarmayı, kendimize görev addettik.

Buhârî’nin Urve’den rivâyet ettiğine göre Peygamber Efendimizin amcası olan Ebû Leheb, Peygamber Efendimizin doğumuna sevinmiş ve bundan dolayı cariyesi olan Suveybe’yi azat etmiştir. Hazreti Abbâs, Ebû Leheb öldükten sonra onu rüyasında görmüş ve ona demiş ki: “Durumun nasıl?” O da demiş ki: “Ben çok kötü haldeyim, ancak Suveybe’yi azat ettiğim için bana bir şey içiriliyor.”

Âlimler buyurdular ki: “İhtimaldir ki Abbâs, Ebû Leheb’i rüyada gördüğü zaman henüz İslâm’a girmemişti.” Ayrıca bu sadece bir rüyadır, kesinlikle Hadîs değildir; bir Peygamber rüyası da değildir. Dolayısıyla bu rüyaya dayanarak dînî hüküm verilmez. Çünkü bu; Kur’ân-ı Kerîm’i, Hadîs-i Şerîfler’i ve âlimlerin icmâını yalanlamaktır. (Hatta Hazreti Abbâs bu rüyayı Efendimiz’e anlatmamıştır.) Âlimler buyurdular ki: “Eğer bir Hadîs Kur’ân-ı Kerîm’e, Mütevâtir Hadîs-i Şerîfler’e veya akla ters düşüyorsa ve tevil yapılacak bir Hadîs de değilse, bu Hadîs batıldır.”

Ebû Leheb ile ilgili yukarıda zikredilen kıssanın doğru olmadığına dair Kur’ân-ı Kerîm’de birçok delil vardır. Bu Âyet-i Kerîmeler’den bazıları şunlardır: Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de buyuruyor ki:

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا

Manası: “Orada ne bir serinlik ne de güzel bir içecek tadacaklar! Ancak kaynar su ve irin içecekler.” (En-Nebe’ Sûresi 24-25)

خَالِدِينَ فِيهَا لاَ يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلاَ هُمْ يُنظَرُونَ

Manası: “Onlar ebedî olarak içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de onlara rahmet edilir.“ (El-Bakara Sûresi 162)

لاَ يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ

Manası: “Kâfirlerin azapları hafifletilmez.” (Âl-i İmrân Sûresi 88)

يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِ مُهَانًا

Manası: “Kıyâmet günü onun azâbı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.” (El-Furkân Sûresi 69)

وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَى عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُم مِّنْ عَذَابِهَا كَذَلِكَ نَجْزِي كُلَّ كَفُورٍ

Manası: “Küfre düşenler için ise Cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler. Kendilerinden Cehennem azâbı da hafifletilmez. İşte biz her kâfiri böyle cezalandırırız.” (Fâtır Sûresi 36)

إِنَّ الْمُجْرِمِينَ فِي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَ لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

Manası: “Şüphesiz kâfirler Cehennem azabında devamlı kalacaklardır. Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.” (Ez-Zuĥruf Sûresi 74-75)

أُولَئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُاْ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالآَخِرَةِ فَلاَ يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ

Manası: “Onlar, Âhiret’i verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.“ (El-Bakara Sûresi 86)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir