Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”

Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

كَانَ اللَّهُ وَلَمْ يَكُنْ شَىْءٌ غَيْرُهُ

Anlamı: “Allâh vardı O’ndan başka hiç bir şey yoktu.” Başka bir deyimle ezelde Allâh’tan başka hiç bir şey yoktu.

Mekân yokken Allâh mekânsız vardı ve mekânları yarattıktan sonra yine ezelde olduğu gibi mekânsızdır , çünkü Allâh değişmez ve değişikliğe uğramaktan münezzehtir. Çünkü değişikliğe uğramak hâdis (sonradan yaratılmışların tamamı) olmanın kanıtıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir